M. Ö. 5. yüzyıldan itibaren Kafkasya’yı gezip gören eserlerinde buradan bahseden Heredot, Hellenikus, F.Arrian, Strabon, Romalı Pliny gibi antik dönem seyyah ve tarihçileri ile Ruslar, Gürcüler, Tatarlar ve Araplar; Kuzey Kafkasya’nın otokhton (yerli) halkları için Kas, Kask, Kasog, Kasogi, Sirkas, Kerkes, Kerakes gibi isimler kullanmışlardır.
Bu tanımlamalar, zamanla batı söylemi ile Cirkas, Cirkassi, Cirkasiyen ve nihayet Arapların kullandığı Şerakise, Çerakise gibi ifadelerinden hareketle “ÇERKES” sözcüğüne dönüşmüş ve literatüre geçmiştir.
”Çerkes” kavramı, Kafkasya’da yaşamakta olan halklardan herhangi birisinin doğrudan adı değildir. Orada her halk, kendi tarihi adıyla yaşar ve kendi adıyla bir cumhuriyete sahiptir.Çeçenler Çeçenistan’da, Abhazlar Abhazya’da, Osetler Osetya’da, Adıgeler Adıgey’de, Dağıstanlılar Dağıstan’da yaşar. “Çerkes” ismi dar anlamda Kuzeybatı Kafkas kökenli Adıge-Abhaz-Ubıh guruplarını, en dar anlamda ise sadece Adıge gurubuna mensup boyları kapsamaktadır.
Osmanlı’dan günümüze kadar olan literatürlerde, göçler ve sürgünler sonucunda Kafkasya’dan gelen tüm göçmenler bir üst kimlik olarak ‘Çerkes’ adıyla tanımlanmışlardır. Biz de bu anlamda kullanıyoruz.
( Bu yazı Kafkas Dernekleri Federasyonu’nun yayınladığı “Biz Çerkesler“ kitabından alınmıştır
Yukarıda da belirtildiği gibi kökleri Kafkasya’nın yerli halkalarından olan Çerkeslerin Şapsığ boyuna aittir.Gülcan Altan Çerkes kültürü içerisinde büyümüştür.
Bu kültürün en önemli taşıyıcı unsurlarından olan Çerkes müziği ve dansı ile hep iç içe yaşamıştır. Tarihinde yaşadığı sürgünler ve acılar sebebi ile içe kapalı bir seyir gösteren Çerkes halkı müziğini de çok fazla ön plana çıkarmamıştır.
Çok fazla bilinmeyen Çerkes şarkılarını akademik olarak araştırarak profesyonel müzisyen kimliği ile daha geniş kitlelere ulaştırmayı amaçlayan Gülcan Altan bu konuda çalışmalarını sürdürmektedir.
Çerkes Müziğinin geleneksel yapısını koruyarak modern dünya müziğine dahil eden projelerini hayata geçirmektedir